Güzel bir içerik. İyi bir röportaj. Etkili anlatım. Beden dilinin ve sesin doğru kullanımı. İyi bir konuşmacıyı gerçekten iyi yapan ne?
Yuval Noah Harari’yi bilmeyen kaldı mı? Repertuvarını da biliyoruz. Sapiens‘ten beri insanın dünyayı nasıl ele geçirdiğini, Homo Deus‘ta kendisini nasıl yeniden tasarlamaya kalkıştığını, 21 Lessons for the 21st Century‘de bugünün karmaşasını, Nexus‘ta ise Taş Devri’nden yapay zekâya bilgi ağlarının insan uygarlığını nasıl kurduğunu anlatıyor. Son birkaç yıldır yapay zekâ bütün bu başlıkların üzerinden geçen ana damar haline geldi. “Alien intelligence”, insanlığın kontrolü kaybetmesi, güven, bilgi ağları, demokrasi, yapay zekâ ajanları…
Yazdıklarını kaç kez okudunuz, konuşmalarını kaç kez dinlediniz? Bir noktadan sonra saymak zorlaşıyor. Kesin bir toplam çıkarmak da kolay değil. Yalnızca kendi internet sitesindeki küratörlü medya arşivi 23 sayfaya yayılıyor; kayıtlar 2014’e kadar uzanıyor ve burada kabaca 200’ün üzerinde makale, söyleşi, podcast, konferans ve video kaydı bulunuyor. TED’den Davos’a, Google’dan Financial Times‘a, The Economist‘ten The New York Times‘a, BBC’den IMF’ye uzanan bir liste bu. Mark Zuckerberg’le konuşmuş, Mustafa Suleyman’la yapay zekâyı tartışmış, devlet başkanlarıyla oturmuş, Dünya Ekonomik Forumu’nun ana sahnesine defalarca çıkmış. Harari’nin fikirlerine maruz kalmamış olmak artık neredeyse özel bir çaba gerektiriyor.
Harari; yapay zekâdan demokrasiye, insanlık tarihinden geleceğe, bilişten teknolojiye kadar pek çok başlıkta konuşuyor. Üstelik farklı platformlarda, farklı ülkelerde, farklı hedef kitlelerin karşısında. Yüzlerce konuşmanın ardından ne söyleyeceği neden hâlâ merak ediliyor ve nasıl aynı heyecanla dinleniyor? Cevap yalnızca ne bildiğinde değil, bildiğini nasıl anlattığında…
Aynı Konu, Farklı Perspektif
Harari’nin Tom Parker’la yaptığı yaklaşık 50 dakikalık söyleşi neden hâlâ bu kadar popüler bir konuşmacı olduğunun iyi bir örneği.
Tom Parker, Financial Times Partner Content tarafından hazırlanan The Next Five podcast’inin sunucusu. Program bugünün büyük ekonomik, teknolojik ve jeopolitik dönüşümlerine gelecek perspektifinden bakıyor. Harari ile buluşmasında ölçek biraz daha büyüyor. EDP’nin 50. yılı kapsamında Lizbon’da düzenlenen “Imagine the Next 50” buluşmasında Parker mikrofonu Harari’ye uzatıyor; söyleşinin başlığı da buna uygun: “The Next 50 Years: Humanity, AI, Power.”
Yaklaşık 50 dakikalık konuşmada yapay zekâ elbette var; güç, ABD ile Çin, demokrasi, diktatörlük, finans, algoritmalar, bilinç, hatta aşk da var. Konuşmayı iletişim perspektifinden dinlediğinizde önünüzde bambaşka bir pencere açılıyor. İnsan nasıl insan oldu sorusunun yanıtında dil, uygarlığı nasıl kurdu sorusunun yanıtında ortak hikâyeler, milyonlarca yabancının aynı siyasi sistemin içinde nasıl yaşayabildiği sorusunun yanıtında bilgi ağları var. Demokrasi iletişim teknolojilerinin sağladığı konuşma alanında büyüyor; güç, konuşmayı ve bilginin dağıtımını kontrol edene doğru akıyor. Gazete çağında bu gücün önemli bölümünü editör kullanıyor, dijital çağda editörlüğü algoritma devralıyor. Yapay zekâ ile birlikte ise karşımıza yalnız seçen değil, aynı zamanda konuşan ve üreten bir sistem çıkıyor.
Harari’nin yapay zekâyı anlatmak için seçtiği yol özellikle dikkat çekici; teknolojiden başlamıyor. İletişimden başlıyor.
- Dil insan uygarlığının temelini nasıl oluşturdu?
- Ortak hikâyeler milyonlarca insanı nasıl bir arada tuttu?
- Matbaa neyi değiştirdi?
- Gazete çağında editörün gücü neydi?
- Algoritmalar bu gücü nasıl devraldı?
Ve yapay zekâ, yalnızca mesajı taşıyan ya da seçen bir teknoloji olmaktan çıkıp konuşmanın karşı tarafına nasıl yerleşiyor?
Böylece “Yapay zekâ ne yapacak?” sorusu, “İnsan iletişiminin tarihinde ne değişti ve şimdi Hangi Eşiğe Geldik?” sorusuna dönüşüyor.
Bildiğinizi Değil, Kime Anlattığınızı Bilmek
İyi konuşmacı, konusuna hâkim olmanın ötesinde, karşısındaki kitlenin hangi soruyla ilgilendiğini bilir. Yönetim kuruluna yapay zekâyı anlatırken başka bir çerçeve gerekir; teknoloji konferansında başka. Ekonomi dünyasının temsilcileriyle yapılan bir buluşmada başka, gençlerle yapılan bir söyleşide bambaşka.
Harari’nin repertuvarı yıllardır büyük ölçüde tanıdık ama anlatının giriş noktası değişebiliyor. Bazen insanlık tarihinden başlıyor. Bazen teknolojiden. Bazen ekonomiden. Bazen iletişimden. Ve belki de yüzlerce konuşmanın ardından hâlâ dinlenebilmesinin nedenlerinden biri bu.
Çünkü iyi bir konuşmacı, her konuşmasında mutlaka yeni bir şey söylemek zorunda değildir. Bazen yıllardır bildiğimiz bir meseleyi, daha önce hiç bakmadığımız bir yerden göstermek yeterlidir.
Harari’nin Tom Parker’la yaptığı söyleşi bu açıdan yalnızca yapay zekâ ve gelecek üzerine bir konuşma değil. Aynı zamanda bir düşünürün, sahip olduğu bilgi ve birikimi farklı hedef kitleleri ilgilendirecek anlatılara nasıl dönüştürebildiğini gösteren iyi bir örnek.
İndeks Konuşmacı Ajansı olarak iyi bir konuşmacının “iyi” olmasının nedenlerinden birinin de her yeni sahnede, yeni hedef kitlede ve yeni bağlamda birikimini yeniden tasarlayabilmesi olduğuna inanıyoruz. Çünkü iyi bir konuşmacı yalnızca bilgi aktarmakla kalmaz, dinleyicinin bildiği bir konuya yeni bir bakış açısı kazandırır. Tıpkı Harrari’nin Taş Devri’nden matbaaya, gazeteden sosyal medyaya, algoritmalardan yapay zekâya uzanan iletişim hattı üzerinden geleceği konuşması gibi.





