Skip to content

Yapay Zekâ Konuşmacısı Aramadan Önce Hangi Sorunun Yanıtını Aradığınızı Bulun

Yayınlanma Tarihi: 22 Eylül, 2026

“Yapay zekâ (YZ) konusunda bir konuşmacı arıyoruz.”

İndeks Konuşmacı Ajansı’na son birkaç yıldır en sık gelen taleplerinden biri. Haklı bir talep; eksik bir brief.

Çünkü “YZ” artık tek başına bir konuşma konusu değil. Teknolojiden stratejiye, finansmandan insan kaynaklarına, hukuktan siber güvenliğe, kurumsal yönetişimden iş süreçlerinin yeniden tasarlanmasına kadar uzanan bir yönetim meselesi. Üstelik üretken YZ’nin ardından hızla yükselen otonom ve yarı otonom ajanlar, tartışmayı bir kez daha değiştiriyor. Soru artık yalnızca “YZ bize ne yapabilir?” değil; “YZ bizim adımıza ne yapabilir, hangi kararı verebilir, hangi sisteme erişebilir ve yanlış yaptığında sorumluluk kimde olur?”

Reuters Events’in 1 Ekim için duyurduğu kurumsal YZ webinarının çağrısı bu değişimi birkaç cümlede iyi yakalıyor. Deney yapıp yapmamak geride kalıyor; deneyi üretime geçirmek, ölçülebilir yatırım getirisi yaratmak ve bunu yönetim kurulunun ve düzenleyicilerin güvenebileceği bir yönetişim modeli içinde gerçekleştirmek öne çıkıyor. Aralık ayında Frankfurt’ta düzenlenecek Momentum AI etkinliğinin teması da benzer: “otonominin para kazandırması”, yani ajan tabanlı YZ’yi ölçekleyerek gerçek iş değerine dönüştürmek. (events.reutersevents.com)

İndeks Konuşmacı Ajansı açısından bu değişimin bize söylediği başka bir şey var: Kurumların planladıkları toplantılar için bugün artık sadece “YZ konuşmacısı” değil, YZ’nin açtığı farklı yönetim sorularını anlatabilecek uzmanlıklara sahip isimleri araması gerekiyor.

Deney bitti mi? Hayır. Ama deney artık yetmiyor

Kurumsal YZ kullanımında çok sayıda pilot var. Gerçek ölçek daha sınırlı.

Deloitte’un 2026 araştırmasında şirketlerin yalnızca yüzde 25’i YZ pilotlarının yüzde 40 veya daha fazlasını üretime taşıyabilmiş durumda. Deloitte’un ajan tabanlı sistemlere ilişkin diğer verileri de benzer bir boşluğu gösteriyor: şirketlerin yalnızca yaklaşık beşte birinde otonom YZ ajanlarının risklerini yönetebilecek olgun bir yönetişim modeli bulunuyor. (Deloitte)

McKinsey’nin Ağustos 2026 araştırması ise büyük şirketlerde ölçeklemenin hızlandığını gösteriyor. Yıllık geliri 1 milyar doların üzerindeki kuruluşlarda YZ ajanlarını ölçeklendirdiğini söyleyenlerin oranı geçen yıl yüzde 27 iken yüzde 40’a çıkmış durumda. Küçük kuruluşlarda ise oran yüzde 22’de kalıyor. (McKinsey & Company)

Bu iki veri yan yana konulduğunda önemli bir yönetim sorusu çıkıyor:

Teknolojiyi denemeyi öğrendik; kurumu onun etrafında değiştirmeyi öğrendik mi?

Bu soruya yalnızca teknoloji uzmanı cevap veremez.

  1. konuşmacı: Teknolojiyi anlatan değil, işi yeniden tasarlayabilen

Ajan tabanlı YZ’nin farkı yalnızca daha gelişmiş bir sohbet robotu olması değil. Bir görevi alıp planlayabilmesi, araç kullanabilmesi, sistemler arasında hareket edebilmesi ve belirli sınırlar içinde eyleme geçebilmesi.

Bu nedenle kurumun ilk ihtiyacı teknolojinin nasıl çalıştığını anlatacak bir uzman kadar, iş süreçlerinin nasıl yeniden tasarlanacağını gösterecek “dönüşüm uzmanı” olabilir.

Reuters Events’in webinarında Bayer’in dönüşümden sorumlu üst düzey yöneticisi Heiko Petersen’in bulunması bu açıdan anlamlı. Konu yalnızca bilgi işlem departmanına bırakılmıyor; kurumsal dönüşüm masasına geliyor.

McKinsey de aynı noktaya dikkat çekiyor: Ajanlardan değer yaratmak yalnızca yeni teknoloji kullanmayı değil, yapıların, süreçlerin ve iş akışlarının baştan düşünülmesini gerektiriyor. (McKinsey & Company)

Bir üretim şirketinin sorusu başka olabilir, bankanın başka, perakendenin başka. “Ajan kullanıyor muyuz?” yerine “Hangi iş akışımızı ajanların çalışabileceği şekilde yeniden tasarlayabiliriz?” diye sormak gerekiyor.

Konuşmacı seçimi de buradan başlamalı.

  1. konuşmacı: Yatırımın parasını soracak kişi

YZ tartışmasının en hızlı değişen taraflarından biri finans.

Pilot yapmak kolaylaşırken CEO’nun, CFO’nun ve yönetim kurulunun sorusu sertleşiyor: Karşılığında ne aldık?

Verimlilik ne kadar arttı? Maliyet ne kadar düştü? Gelir yarattı mı? Çalışanın yaptığı işi hızlandırdı mı, yoksa maliyetli bir teknoloji katmanı mı ekledik? Kullanım arttıkça maliyet nasıl değişiyor?

McKinsey’nin Temmuz 2026 tarihli analizinin dikkat çektiği gibi, ajanlar üretime geçtikçe maliyet hesabı da karmaşıklaşıyor; ölçekleme kararı teknik olduğu kadar ekonomik bir karar haline geliyor. (McKinsey & Company)

Gartner’ın 107 ajan tabanlı YZ uygulamasını inceleyen güncel çalışması da başka bir uyarıda bulunuyor. Kuruluşların her işi yapacak genel ajanlar yerine belirli iş süreçlerine odaklanan uzman ajanlardan daha fazla değer yaratacağını öngörüyor; Gartner’a göre 2028’de somut yatırım getirisinin yüzde 80’i bu tür alan-özel ajanlardan gelebilir. (Gartner)

Demek ki kurumun ihtiyacı bazen bir “YZ gurusu” değil, YZ ekonomisini okuyabilen bir finans, teknoloji yatırımı veya iş modeli uzmanı.

  1. konuşmacı: Ajanın patronu kim?

Burada tartışma daha ilginç hale geliyor.

Bir çalışan yanlış karar verdiğinde yöneticisi vardır. Yetkisi tanımlıdır. Hangi sisteme erişebileceği bellidir. Performansı izlenir. Gerektiğinde yetkisi alınır.

Peki bir YZ ajanı için?

Hangi veriyi görebilir? Hangi kararı kendi başına verebilir? Para transferi yapabilir mi? Müşteriye yanıt verebilir mi? Sözleşmede değişiklik yapabilir mi? Başka bir ajanı görevlendirebilir mi? Yanlış kararın sahibi kim?

McKinsey bunu çok açık bir yönetim değişimi olarak tarif ediyor: ajanlara hareket yeteneği vermek, aslında “karar hakkı devretmek” anlamına geliyor. (McKinsey & Company)

Gartner ise 2027’ye kadar şirketlerin yüzde 40’ının üretimde ortaya çıkacak yönetişim sorunları nedeniyle bazı otonom ajanlarının yetkilerini azaltacağını veya tamamen devreden çıkaracağını öngörüyor. (Gartner)

İşte üçüncü uzmanlık alanı: YZ yönetişimi, hukuk, uyum, etik ve risk.

Teknik olarak mümkün olanla kurumsal olarak izin verilmesi gereken aynı şey değil.

Bu konuşmayı yalnızca hukukçunun ya da yalnızca teknoloji uzmanının yapması da gerekmiyor. Bazen ikisini aynı sahnede buluşturmak çok daha anlamlı olabilir.

  1. konuşmacı: İnsan nereye gidiyor?

Ajan tabanlı YZ’nin kurumlara girişi kaçınılmaz olarak iş gücünü değiştiriyor.

Ancak tartışmayı “kaç kişinin işi ortadan kalkacak?” sorusuna sıkıştırmak yanıltıcı.

Gartner’ın 350 büyük şirket yöneticisiyle yaptığı araştırmada, otonom sistemleri deneyen veya kullanan kuruluşların yaklaşık yüzde 80’i iş gücünde azalma bildirmiş. Fakat çalışan sayısını azaltanların daha yüksek yatırım getirisi elde ettiği görülmüyor. (Gartner)

Çok önemli bir ayrım.

İnsan azaltmak ile değer yaratmak aynı şey değil.

Bu nedenle kurumun YZ programında insan kaynakları, organizasyon tasarımı, yetkinlik geliştirme, liderlik ve değişim yönetimi uzmanlarına da ihtiyacı var.

Çalışanın görevi nasıl değişecek? Hangi beceriler değer kazanacak? İnsan hangi kararlarda devrede kalacak? Yönetici, insanlardan ve dijital ajanlardan oluşan karma bir ekibi nasıl yönetecek?

Bunlar teknoloji sorusu gibi görünüyor.

Aslında yönetim soruları.

  1. konuşmacı: Güvenliği kim konuşacak?

Bir ajan ne kadar fazla iş yapabiliyorsa, yanlış yaptığında yaratabileceği zarar da o kadar büyüyebilir.

Deloitte’un 24 ülkeden 3.235 teknoloji ve iş liderini kapsayan araştırmasında yalnızca yüzde 21’i kurumlarında ajan tabanlı YZ için olgun bir yönetişim yapısı bulunduğunu söylüyor. Araştırma; tanımlanmamış yetki sınırları, yetersiz gerçek zamanlı izleme ve eksik işlem kayıtlarının önemli açıklar yarattığını gösteriyor. (Deloitte)

Gartner daha da çarpıcı bir ölçek tahmini yapıyor: Ortalama bir Fortune 500 şirketinde kullanılan ajan sayısının 2025’te 15’in altındayken 2028’de 150 binin üzerine çıkabileceğini öngörüyor. Aynı araştırmada kuruluşların yalnızca yüzde 13’ü doğru ajan yönetişimine sahip olduğunu düşünüyor. (Gartner)

150 bin dijital çalışanınız olduğunu düşünün.

Kimlikleri var mı? Yetkileri? Sicilleri? Yaptıkları işlemlerin kaydı? Birbirleriyle nasıl iletişim kurduklarını biliyor musunuz?

Bu kez ihtiyaç siber güvenlik, veri güvenliği, teknoloji riski ve dijital kimlik uzmanlığına doğru genişliyor.

  1. konuşmacı: CEO’nun bilmesi gereken ne?

Belki de en önemli ayrım burada.

CEO’nun ajan geliştirmeyi bilmesi gerekmiyor.

Fakat ajanların kurumun ekonomisini, riskini, insan kaynağını ve karar sistemini nasıl değiştirdiğini anlayabilecek kadar YZ okuryazarı olması gerekiyor.

CFO’nun maliyet ve getiriyi, insan kaynakları yöneticisinin iş tasarımını, hukuk yöneticisinin sorumluluğu, teknoloji yöneticisinin mimariyi, iletişim yöneticisinin ise güven ve itibar boyutunu aynı masaya getirmesi gerekiyor.

McKinsey’nin 632 teknoloji ve iş lideriyle yaptığı 2026 araştırmasının CIO’lar için tarif ettiği değişim de bunu gösteriyor: teknoloji lideri artık yalnızca teknolojiyi yöneten kişi değil, şirket stratejisinin mimarlarından biri haline geliyor. (McKinsey & Company)

Dolayısıyla yönetim kurulu için düzenlenecek bir YZ konuşmasıyla teknoloji ekibi için yapılacak konuşma aynı olmamalı.

“YZ konuşmacısı arıyoruz” brief’ini değiştirelim

Kurumunuz konuşmacı ararken şu sorularla başlarsa sonuç değişir:

YZ ajanlarından hangi iş sonucunu bekliyoruz? Pilotlarımız neden üretime geçemiyor? Hangi süreçleri yeniden tasarlamalıyız? Yatırım getirisini nasıl ölçeceğiz? Ajanlara hangi karar haklarını verebiliriz? İnsan denetimi nerede kalmalı? İş gücümüz hangi becerilere ihtiyaç duyacak? Yönetim kurulu hangi riskleri bilmeli? Siber güvenlik ve veri sorumluluğu nasıl değişiyor? Bütün bunlar müşterinin ve kamuoyunun kuruma duyduğu güveni nasıl etkiliyor?

Bu soruların her biri farklı bir konuşmacıya, bazıları ise iki veya üç uzmanı aynı masada buluşturan bir tartışmaya ihtiyaç duyabilir.

YZ konuşmacılığı artık tek bir uzmanlık kategorisi değil.

Teknoloji var. Strateji var. Finans var. İnsan kaynakları var. Hukuk var. Yönetişim var. Siber güvenlik var. Etik var. İletişim ve itibar var. Sektörel uygulama deneyimi var.

İndeks Konuşmacı Ajansı’nın rolünü de tam burada konumlandırıyoruz: yalnızca “YZ konusunda kim konuşabilir?” sorusuna isim vermek değil, kurumun hangi YZ sorusunu sorması gerektiğini belirlemek ve o soruyu doğru uzmanlıkla buluşturmak.

Çünkü güncel gelişmeler hepimizi olduğu kadar konuşmacıları da hızla geride bırakabiliyor. Dün etkileyici olan sunum bugün yetersiz kalabilir. Teknoloji değiştikçe konuşmanın brief’i, örnekleri ve soruları da değişmek zorunda.

Reuters Events’in çağrısındaki üç başlık bu nedenle iyi bir başlangıç: ölçülebilir iş sonucu, operasyonun yeniden tasarlanması ve güvenilir yönetişim.

Biz bir dördüncüsünü ekleyelim:

Kurumunuzun bugün gerçekten kimi dinlemeye ihtiyacı var?

Bu sorunun cevabı “bir YZ konuşmacısı”ndan çok daha ilginç.