Simply enter your keyword and we will help you find what you need.

What are you looking for?

Search








Generic filters

  /  medyailiskileri-blog   /  Topluluk önünde konuşmaktan artık korkmayacaksınız

Topluluk önünde konuşmaktan artık korkmayacaksınız

Topluluk önünde konuşmak mı? Pek az kişi böyle bir görevin gelip kendisini bulması karşısında soğuk kanlılığını koruyabiliyor. Siz de o insanlarda biriyseniz kendinize gereksiz yere “neden rahat olamıyorum” diye yüklenmeyin. Önce durumu kabul edin, sonra çözümü… Sormuşlar, “En çok nelerden korkarsınız?” Cevaplar çeşitli: Palyaço, uçmak, örümcek, yükseklik başı çekiyor ancak topluluk önünde konuşmak, açık ara önde seyrediyor. Bu korku kimileri için öyle büyük ve kronik bir hal alabiliyor ki fobiye dönüşüyor. Kendine münhasır bir adı bile var: Glossophobia. Glossa Yunanca “dil” anlamına geliyor ve phobos da genel anlamıyla korku. Ancak burada bir çeşit anksiyete, anlık/geçici bir korkudan söz etmiyoruz. Dolayısıyla “konuşma anksiyetesi” olarak da literatürde geçen Glossophobia, bazılarımızda sosyal fobi ile birleşiyor ve baş etmesi daha zor bir hale geliyor.

İzleyeceğiniz videografikte “Triple-P Method” adlı bir üçlü ipucu serisinin önerildiğini göreceksiniz.

Adım 1: Prepare. Yani hazırlık! Hazırlık yapmazs, ne söyleyeceğinize dair bir kurgu oluşturmazsanız heyecanınız çok daha fazla olacaktır hatta panikleme ihtimaliniz oldukça yüksek olacaktır.

Sunumunuza çok iyi hazırlanın. Formatınız, tekniğiniz, kurgunuz üzerinde çalışın ve bunu benimseyin. Bunun için profesyonel bir eğitim almanızı öneririz.

Dikkat çekici bir giriş ile dinleyiciye “kancayı” takın
Somut bilgilere dayalı bilgiler verin
Konuyla ilgili kişisel bir hikaye anlatın, böylece dinleyicilerinizle empati/sempati odaklı bir iletişim de kurmuş olursunuz.
Ve konuşmanızı güçlü bir çıktı, etkili bir sonuca bağlayın.

Adım 2: Posture ve Physicality. Yani duruşunuz ve fiziksel/bedensel şartlarınız.

Öncelikle sunum öncesi çok yemek yemekten, süt ve süt ürünleri tüketmekten kaçının. Konuşmanız sırasında suyunuzun hazır bulunmasını sağlayın.

Duruşa gelince… Beden dili içeride ne olup bittiğinin en net göstergesidir. Omuzlarınızla boynunuzu sıkıştırmadan, kulaklarınızdan omuzları uzak tutarak, omurganızı düz, sırtınızı dik tutarak ve yüzünüze kendine güvenli, iletişime açık, abartısız bir tebessüm yerleştirerek işe başlayın.

Adım 3: Pander to your audience. Dinleyicilerinizin ilgisinin sürekli üzerinizde kalmasını sağlayın. Nasıl mı? Mesela konuşma kartlarınıza gömülmeyin, okuyarak sunum yapmayın, doğal konuşma halinizle konuyu aktarın. Göz teması kurun. Yine konu başa geliyor, bunu yapmak için hazırlıklı olmalısınız! Bir de çok ciddi olmaktan kaçının.

Öncelikle bu üç adımı dikkate aldığınızda sunumlarınızın çok daha rahat geçeceğini görebilirsiniz. Size ya da ekibinize bu güveni sağlayacak en önemli destekçi ise profesyonel bir eğitmenden öğreneceğiniz teknikler olacaktır.