Simply enter your keyword and we will help you find what you need.

What are you looking for?

Search








Generic filters

  /  YAZILAR-   /  Ömer Yılmaz Yazıları   /  POST TRUTH DÖNEMİ

POST TRUTH DÖNEMİ

 

Eskiden hem de çok az eskiden iletişimciler medya ve tek yönlü iletişimden bahsederlerdi. Bir realiteyi allayıp pullayıp insanların beğenisine sunardık. Gerçek faydayı arar bulur gerekli iletişim tonunda allayıp pullamakla uğraşır buna yaratıcılık derdik. Hala değerlidir. Ama zaman hızla değişti. Günümüz artık gerçeklerle uğraşmıyor. Gerçekçilik önemsiz. İnsanlar, şayet isterlerse gerçeklere hızla erişiyorlar, sizin bir yalanı balon haline getirmeniz mümkün değil. Sadece gerçeği istediğiniz gibi evirip çevirebilirsiniz. Karşınızdaki kitlenin zekası yani hedef kitlenizin zekası hala geçer akçe. Örneğin şunu diye bilirsiniz; 2000’li yıllarda 100 dolarını bozdur 150 TL cebindeydi, şimdi bozdur 650 TL cebinde. Bu doğrudur mesajı kime kodladığınıza dair etki yaratır. Bana kodlarsanız gözünüze ya bu adam geri zekalı ya da beni geri zekalı sanıyor diye bakarım cevap bile vermem. Ama birine kodlarsınız ve o da der ki hakkaten lan iyi ki 100 dolar almışım. Tıpkı geçtiğimiz dönemde yayınlanan ithalat değer endeksi %30 arttı açıklamasının negatif bir büyüme olduğunu anlamayanlar gibi.

Durum buysa gerçek nedir. Aslında gerçek yok bugün, gerçekmiş gibi gerekçelendirilmiş bilgi aktarımı mevcut. Bu dönemde iletişimciler marka değer endeksinde öncelikle marka güvenini hesaba katmalılar. Çünkü artık POST TURTH döneminde sınavı iyi veren markalar yakın gelecekte devreye girecek olan VİCDAN değişkenine gönül rahatlığıyla hesap verecekler. Artık sürekli iletişimde olmak ve sürekli değişen tüketici ihtiyaçlarına cevap vermek zorundayız. Ortaya koyacağınız bir gerçek bir anda gereksiz ve önemsiz hale gelebilir. Mesajlar birçok dilde ve sürekli kodlanmalı. Çok konuşan çok yanılır mottosundan hareketle bu durumu ele alırsak kısa bir gelecekte söylediğimiz ya da yaptığımız her şeyden hesap vermek zorundayız. Dolayısı ile temsil ettiğimiz markaların güven bekçisi olduğumuz gibi vicdanı da olmaktan başka bir yol kalmıyor geriye.

İleride yaptığımız iletişim çalışmalarının vicdani sorumluları olacağımızı unutmadan hareket etmeliyiz artık.

İletişimci markaların güven bekçileriydi zaten ama artık vicdanı ve iç sesi de olmak zorundalar.