Tel: (0212) 347 70 70 - indeks@indeksiletisim.com

“EXIT” Ederken, “EX” Olmak; İşte Bütün Mesele Bu! <-Geri

blog

Murat Yetkin İngilizce, Türkçe yayın yapabilen ender gazetecilerden biri. Dış politika, Türkiye siyaseti, strateji, ana konuları olsa da Pandora’nın kapağını açtığınızda çok enteresan özellikler dökülüveriyor, örneğin milli ve uluslararası casusluk hikayeleri, tarih gibi… Ben aralarından sıcak ve çok da derin bakılmayan bir konu olduğunu düşündüğüm Brexit başlığını seçtim. Söyleşimiz, İngiltere’nin AB’den çıkma kararı ve bunun etki ve analizi.

Brexit’in, İngiltere Başbakanı için yüzyılın yenilgisi olduğu söyleniyor. İngilizler, öyle ya da böyle bunun altından kalkacaklardır, bize etkisi ne olur, konuyu nasıl görebiliriz?

Bir kere, İngiliz ekonomisi büyük bir ekonomi. Yani dünyanın 5-6’ncı sırasında. Avrupa Birliği’nden ayrılmak için bu kadar ciddi bir kamuoyu olması bunu gösteriyor. Sonuçta bir referandum sonucu çıkma kararı aldılar. Gerek işgücü piyasası gerek sermaye piyasası açısından çıkmak istediler. Zaten girişleri çok problem olmuştu.

Bu insanlar neden çıkmak istiyorlar? Biz neden bu kadar girmek istiyoruz?Çünkü biz, ekonomik, sosyal, kültürel olarak girmenin faydalı, çıkarımıza olduğunu düşünüyoruz, Batı ile bütünleşme gibi….  O da diyor ki, “Benim çıkarıma değil kalmak.”

Neden?

Çünkü daha zengin bir ekonomi. Mesela İngiliz sterlini, Euro’dan daha güçlü bir para birimi. Altın stokları fazla, ticaret ağı-üretimi sağlam… Bir de ada olması özelliği var, biraz izole. Aslında girişleri de çok büyük problem olmuştu. Fransa iki defa veto etti İngiltere’nin girişini, “Ne işleri var onların Avrupa’da” diye… Şimdi bu, stratejik Avrupa tablosundan kopuş olduğunu gösteriyor. Bir kere AB, kuruluşundan bu yana kan kaybediyor. En önemli ülkelerden biri, dünyanın 5 yasal nükleer gücünden biri. BM Güvenlik Konseyi’nin küresel nükleer vurma gücü olan 5 ülkesinden biri.

AB içerisinde erimek istemedi mi?

Bizim ihtiyacımız yok diyorlar. Ama şimdi burada peki ne reddedildi o zaman? Kopuş şekli reddedildi. Theresa May bir anlaşmaya vardı AB ile. Koparken de bayağı para kaybedecek İngiliz ekonomisi. Fakat bu ciddi sarsıntılara yol açtı İngiliz siyasetinde. Örneğin, İşçi Partisi’nin Başkanı Jeremy Corbin diyor ki, “Peki biz Gümrük Birliği’nden niye çıkıyoruz? Gümrük Birliği’nden çıkmayalım.” Çünkü GB’nin, Türk ekonomisinde olduğu gibi, İngiliz ekonomisine de getirdiği önemli avantajlar var. Yanı sıra, Muhafazakar Parti’nin içinde diyorlar ki, “Biz bu Avrupalılarla niye uğraşıyoruz hâlâ? Devam eden bir süreç var. Bu devam eden sürecin neyle sonuçlanacağı az çok belli. Sonuçta bir takvim işliyor. Oylama öncesinde AB’den gelen önemli bir açıklama var. Dediler ki, “Biz artık herhangi bir anlaşmayı değiştirme yanlısı değiliz. Yaptık bir anlaşma. Varsanız, var; yoksanız, yoksunuz.” dediler.

Brexit nedeniyle İngiltere’den “exit” edenler oldu. Bunların arasında akademisyenler, çok uluslu firmalar var. İngiltere’nin görülebilen, kaybı büyük. Biz bundan nasıl bir çıkarsama yapabiliriz?

O kadar stratejik bir kaybı yok. AB’nin bundan sonra, Avrupa’nın finans merkezi Frankfurt’tur düşüncesi olsa da o kadar kolay değil. Transatlantik finans merkezi, Londra’dır. Bazı şirketler merkezlerini görünürde taşıyorlar…

İnsan kaynağı da emlak piyasası da etkileniyor…

Hepsi etkilenecek. Bu İngiltere açısından stratejik bir kayıp mıdır? Bilmiyorum. İşin tersinden bakarsak, AB açısından bu stratejik kayıptır. Çünkü o stratejik Avrupa… Dört köşesi var, AB dışında yani… Büyük resmi Avrupa’nın… İngiltere, İspanya, Türkiye, Rusya’dır… Bunun ağırlık merkezi, hep Almanya’dır. Bu tablo gitmeye başladı. AB, ilk defa kan kaybediyor ve çok ciddi… Estonya değil giden… Malta değil… İngiltere!…

Şimdi bunun Türkiye’ye getirileri… Şimdi o dört uçtan bir tanesi zaten Türkiye… Türkiye, girmeye çalışıyor ama dışında. Rusya zaten dışında. İspanya sallanıyor. Yani AB’nin o Kömür ve Çelik Topluluğu’ndan çıkan en dar yapıya doğru bir genişleme var. Bu, zamanında Fransız Cumhurbaşkanı Valery Giscard d’Estaing’in çok vitesli Avrupa, çok halkalı Avrupa dediği şeye doğru da evrilecek, belki de hiç evrilmeyecek artık. Burada İngiltere ile Türkiye arasında AB ile bağlı olmayan yeni iş birliği imkânları var. Bu, AB ile de artık bağlı olmayan, İngiltere’nin çıkışı gerçekleştikten sonra… Olur mu, olabilir. Türkiye’ye son dönemlerde demokratikleşme, insan hakları eleştirilerine karşın artan Alman teveccühü diyelim bu bölgenin sıçrama taşıdır her iki yönde de.

Biz Brexit’i bu anlamda iyi izliyor muyuz? Brexit senaryosunun Türkiye’ye etkisi, Türkiye’nin buradan alabileceği ya da bugüne kadar yapılmamış herhangi bir adım, atak vs. gibi cümleler duymuyorum.

Çünkü Türk sermayedarı maalesef, hakikaten neredeyse çok büyük çoğunluğu, bakkal hesabıyla yaklaşıyor; Dolar kaça çıktı… Gerçekten ciddi bir sığlık var. İşin hükûmet tarafında Dışişleri Bakanlığı dışında, çok ciddi olarak ilgilenen göremiyorum ben. Son yıllarda bizim AB ile ilişkilerimiz, “Bizi olduğumuz gibi kabul edeceksiniz” noktasındadır. Yani, “Bizi böyle kabul edin. Biz buyuz. İster alın ister almayın”. Bunun getirdiği avantajlar var, dezavantajlar var. İngiltere’nin çıkışı, buradaki dengeleri sarsacak. Şimdi yeni bir denge kurulacak. O dengenin nasıl kurulacağını, şu anda İngilizler tahmin edemiyor.

Almanya ve Merkel’in görevden ayrılmasını nasıl değerlendirelim.

Semboldü, ben gidiyorum dedi. Şimdi nasıl bir denge kurulacak, ki Almanya’da aşırı sağa dikkat…

Güzel bir ortam var iyi değerlendirilebilirse Türkiye için.  Önemli bir siyasi fırsat denebilir mi?

Kesinlikle ama perspektifle bakan çok az insan var diyelim. Yani varsa da onları ihmal etmemek için. Hala bakkal mantığı ile yaklaşılıyor.

Bir Türk iş insanı olaylar karşısında, ki bunun adı Brexit olsun… Nasıl değerlendirmeli?

Bir kere bir kolektif akıl üretimi şart. Bizim Nuri Çolakoğlu ağabeyimizin çok güzel bir sözü var: “Türkiye’de en adil dağılımlı şey akıldır” diyor. Kimsenin başkasının aklına ihtiyacı yok. Herkes vermeye çalışır. Herkes kendininkinden çok memnun. Bu kafa ile hiçbir yere gidilmiyor tabii. Bu kafa ile bir yere gidilmiyor. Yani hep kendi düşündüklerinin doğru olduğuna inanıyorlar, bir sonraki yenilgiye kadar. Ondan sonra hep de yeniliyorlar.

Brexit’i düşünmesi gereken iş insanı yalnızca İngiltere ile iş yapanlar mı?

Hayır hayır, tam tersine… Türkiye’nin AB ile ilişkilerine çok ağır etkileri olacak. Türkiye’nin Amerika ile ilişkilerine etkileri olacak. Hem İngiliz hem Avrupa şirketlerinin Türkiye üzerinden Orta Asya’ya, Orta Doğu’ya, başka diyarlara, Afrika’ya, şimdi Türkiye’nin çok ciddi bir Afrika varlığı var artık… Buralara açılımlar olacak. Peki buraya bakan var mı? Bakan varsa da… Bilmiyoruz.Doğru düzgün bir istihbarat çalışması, bir analiz ne kadar yapıyorlar bilmiyorum, “Döviz kaça çıkacak, borsa kaça indi” dışında bilmiyorum…

İndeks Konuşmacı Ajansı üyesi Murat Yetkin'in konuşma konuları ve biyografisi için tıklayın.

Söyleşiyi izlemek için: https://youtu.be/i6APzzt89pw