Tel: (0212) 347 70 70 - indeks@indeksiletisim.com

İndeks Konuşmacı Ajansı konuşturuyor, Gülfem Saydan Sanver Yorumluyor; Neyi Iskalıyorlar? <-Geri

blog

İndeks: Konuşmacısı, siyasal iletişim uzmanı Gülfem Saydan Sanver, 24 Haziran seçimini, kampanyanın teknik ve iletişim yönleriyle analiz etti: Neden siyasi partiler tam anlamıyla başarılı olamadılar, neyi ıskalıyorlar…


Siyasi iletişim analizlerindeki isabetli yorumlarıyla dikkat çeken Sanver, lider iletişimi konusunda parmakla gösterilecek başarılara sahip. Sanver, geleneksel yöntemleri terk ederek yeni metodlar uygulamaları gerektiğini söylüyor. İşte Sanver’in dikkatinizi çekecek yorumları:


HEDEF KİTLE-SÖYLEM DENKLEMİ

2018 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçim sonuçlarını değerlendirirken oy geçişlerini ve bu geçişlerin ardında yatan siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel nedenleri anlamakta fayda var. Bununla beraber mutlaka kampanyaları da incelemek ve başarılı stratejileri, taktikleri de anlamak gerekiyor. Başarılı kampanyalar Parti ve Cumhurbaşkanı adayı  ile ilgili seçmende doğru algıyı yaratarak doğru mesajların doğru hedef kitleye verilmesini sağlayarak belirli davranış değişiklikleri yaratırken, dışarıdan başarılı gözüken birçok kampanyanın da aslında hedef kitle ve söylem denklemini kuramadığını bu nedenle de istedikleri algıyı yaratamadıklarını görüyoruz. Sosyal medyada bizlere çok renkli gelen bir takım kampanyaların aslında nasıl da Yankı Odası Etkisi dediğimiz, seçmenlerin sadece birbirleriyle konuştuğunu hatta bu etkileşimlerin tekrarından doğan gerçeklikler yarattıklarını görüyoruz.  


YANKI ODASI ETKİSİ

Millet İttifakı’nı bu bakış açısıyla değerlendirdiğimiz zaman neden AKP’nin eriyen seçmenini yakalayamadığını daha iyi anlayabiliriz. Partilerin bütçeleri arasındaki farkların ve bu bütçelerin kullanım şekillerinin de yapılan kampanyalarda etkisi büyük ama asıl önemli olanın örgütler arasındaki fark olduğunu ve kampanya yaklaşımlarındaki farklar olduğunu düşünüyorum. Sonuç olarak geçmiş 16 yılın bagajını taşıyan ve hem örgütünün hem kendisinin yorulduğunu gözlemlediğimiz Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir seçimden daha istediği başarıyı elde ederek çıkmış oldu.


KİM NEREDE HATA YAPTI? 

Kampanyanın başında kampanyanın matematiksel denklemini çözmeniz gerekir. Taban seçmeniniz kim, hangi hedef kitlelere ulaşmanız gerekiyor ve bu kitlelere ulaşmadaki doğru söylem ve iletişim kanalı ne? Yani hangi seçmen ne duymak istiyor, nasıl duymak istiyor bunu anlamanız gerekiyor. Örneğin, CHP kendi seçmenini çoşturacak söylemler buldu ama AKP seçmenini ikna edecek dili kullanmadı ve mesajı geliştiremedi. Aynı şekilde Saadet Partisi farklı bir kampanya yürütmüş olsa da hedef kitlesini doğru seçemedi. Yani biz Ahlat Ağacı’ndan esinlenerek yapılan Saadet Ağacı reklamını beğensek de Saadet Partisi’nin ulaşacağı seçmen grubuna uzak kalıyor. Diğer yandan AKP ve Erdoğan korku söylemi kullanarak, dış mihraklar üzerinden bir algı yönetimi yaparak seçmenini konsolide edebildi.

 

BÜTÇE NASIL KULLANILDI?

Sadece hazineden aldıkları pay ve aday adaylıktan aldıkları bağışlara bakacak olursak AKP’nin 459 milyon TL, CHP’nin 227 milyon TL, MHP’nin 103,4 milyon TL, HDP’nin 92 milyon TL, İyi Parti’nin 14 milyon TL ve Saadet Partisi’nin 2 milyon TL bütçe aldıklarını görüyoruz. Bu bütçeye belediyelerin yardımı vs dahil değil elbette. Cumhurbaşkanı adayları kendileri bağış toplasa da yurt dışındaki gibi bir fon toplama kampanyası yapılmadı.  Bunun bir nedeni henüz böyle bir pratiğin olmaması ama diğer yandan da OHAL altında TC kimlik no verilerek bağış toplanmasının sanıldığından daha zor olması. Ayrıca baskın bir seçimde bunun için yeterli bir vakit de yok.

 

HANGİSİ DAHA ETKİLİ?  

Televizyon yaygın izlenme nedeni ile hala son derece etkili ama ben seçim kampanyalarında her zaman en etkili iletişimin yüz yüze görüşme olduğunu düşünüyorum. Bunun için de örgütlere büyük iş düşüyor.