Tel: (0212) 347 70 70 - indeks@indeksiletisim.com

İndeks Konuşmacıları Seçim ve Seçim Sonrası Türkiye'yi Değerlendirdi. <-Geri

blog

 

Seçimin galibi veya mağlubu kim, niye?

Ders çıkardık mı?

Ekonomide bizi ne bekliyor?

Bundan sonraki kilit süreç ne, neden?

Avrupa Birliği’yle gerginlik sona erecek mi?

ABD Türkiye iş birliğinden ne çıkar?

Çin ya da Rusya Batı’ya alternatif olur mu?

Ekonominin ateşi nasıl düşer?

 

 

EMİN ÇAPA

Gazeteci-Televizyoncu

 

Seçimde ne oldu? (* Halk TV yorumunun özetidir)

 

Seçimin kazananı kim?

Seçimin kazananı Recep Tayyip Erdoğan. Ama ne pahasına? İki buçuk yıl daha Cumhurbaşkanlığı vardı…  Meral Akşener-İyi Parti tehlikesi ve ekonomi gerekçeleriyle vazgeçmesi gerekti

 

Seçim hüsranı ne?

AKP Meclis çoğunluğunu kaybetti. Parti artık MHP’nin ciddi oranda rehinesi. Meclis’te çoğunluğu kaybetmesini bırakalım; AKP tek başına Meclis’ten salt çoğunluğu alamamış oldu.

 

Seçim zaferi kimin?

Kazananı Recep Tayyip Erdoğan ama seçim zaferi kesinlikle MHP ve Devlet Bahçeli. Seçmenini korudu.

 

Seçimin yerinde sayanı kim?

Hiç ilerlemeyeni CHP. Burada Muharrem İnce’yi kast etmiyorum.

 

AKP’nin zaferini kim engelledi?

AKP’nin zaferini HDP engelledi.

 

Seçimin yenisi İyi Parti

İlk kez seçime girdi, daha yüksek oy bekleyen veya barajı geçemeyecek diyenler vardı.

 

Seçimin hayal kırıklığı

Saadet Parti’si oldu. Konya, Karaman, Fatih gibi bölgelerde ciddi oy almayı bekliyordu.

 

Muharrem İnce açısından

Partisinin üzerinde oy almayı başardı. Bu koşuya lider olarak ilk kez katılmış oldu. Muharrem İnce’yi kritik etmek için sıfır noktasındayız. Bu start çizgisi ile bundan sonraki siyasi hayatında yaptığı şeyler kıyaslanacak.

 

Peki, nasıl oldu?

Öncelikle, seçmen ekonomideki ağır durumu gördü. Hükümet yerel seçime kadar idare etmeye çalışacak, edebilecek mi göreceğiz. Seçmen büyük ihtimalle, “…ağır bir dalga geliyor, muhalefet bununla baş edemez, yine hükümet baş eder…” dedi. İkinci olarak da MHP açısından sağ seçmen iktidarı sever. İktidarın parçası olması umuduyla oy vermiş olabilirler. Bir miktar da Kuzey Irak’ta devam eden operasyon etkili oldu…

 

 

BAHADIR KALEAĞASI

TÜSİAD Genel Sekreteri, AB ve BUSINESSEUROPE nezdinde TÜSİAD Brüksel Temsilcisi 

Demokrasi sınavımız devam ediyor

 

Seçimlerin ardından, 21. yüzyılda Türkiye’ye yakışan güçlü bir demokrasi sınavımız devam ediyor. Şimdi yeni yasama ve yürütme erkinin acil olarak odaklanması gereken kapsamlı bir politika ve reform gündemi var:

  • Hukuk devletinin ve özgürlüklerin en ileri demokrasiler düzeyinde tesisi;
  • Yüksek enflasyon ve cari açık sorunlarının çözümüne yönelik akılcı bir ekonomi programı ve mali disiplin;
  • Bağımsızlığı ve kararları ile ulusal ve uluslararası düzeyde güven veren bir Merkez Bankası ve tüm kurumlarda liyakat temelli atama sistemi;
  • Vergi reformu ile verginin tabana yayılması ve kayıt dışılık ile etkin mücadele;
  • 4. Sanayi Devrimi’nin temeli olan dijital dönüşüme ve doğayla uyumlu nitelikli büyümeye uygun bir kalkınma anlayışı;
  • Türkiye’nin en önemli küresel güçlerinden birinin insan kaynakları olduğunun bilinciyle ve toplumsal uzlaşma içinde hazırlanacak köklü bir eğitim reformu;
  • Eğitim, çalışma yaşamı, karar alma ve toplumsal yaşamın her alanında kadın-erkek eşitliğinin sağlanması;
  • Uluslararası rekabet gücümüz ve dünyanın bütün bölgelerine yönelik etkimiz açısından elzem olan Avrupa Birliği’ne uyum sürecinin hızlanması.

 

 

 

ABDULLAH AKYÜZ

Ekonomist-Akademisyen

 

Daha daha dikkatli olmalı

 

Seçim sonuçları piyasalar açısından çok büyük bir değişiklik getirmedi çünkü belirsizlik oluşmadı ve bilinen bir parti ve lider, ittifakla da olsa, seçimi kazandı. Ancak, ekonomi ve özellikle faiz/enflasyon politikaları konusunda bilinenler piyasaları tedirgin etmeye devam ediyor.

Bu tedirginliği artıran birkaç unsur daha var. Yapısal önlemlerin alınmasını geciktirebilecek olan Mart 2019 yerel seçimlerine ilaveten ülkenin dış finansman ihtiyacının önemli bir kısmını sağlayan Batı Bloku (AB ve ABD) ile ilişkilerdeki gerginlikler ve aynı bloktaki genişleyici para politikalarının tersine dönmeye başlaması bunların en önemlileri.

Son iki unsur, dış finansman kaynaklarının daralması ve pahalanması anlamına geliyor.

Bunun yanı sıra ticaret savaşlarının bizi doğrudan veya dolaylı etkileyecek boyutları olacak. Türk ekonomisi ve şirketler kesimi için çok daha dikkatli hareket edilmesi gereken bir döneme girdiğimizi söylemek gerekiyor.

 

 

NUR BATUR

Gazeteci, Yazar

 

Türkiye yalnızlaşmayı mı seçecek?

 

Tarihi bir seçim yaşadık. Soru şu; Parlamenter sistemden Başkanlık sistemine geçerken, Türkiye, izolasyonu mu, yoksa Batı’yla entegrasyonu mu seçecek.

 

Öncelikle Cumhurbaşkanı Erdoğan çalışmalarının neticesini gördü, ülkeyi Parlamenter sistemden Başkanlık sistemine geçirmeyi başardı. Buna karşın, partisi gerekli başarıyı gösteremedi.

 

Artan enflasyon ve zayıflayan ekonomiye karşın 25 milyon kişinin  Erdoğan’a oy vermesinin nedeni, liderlik ve siyasi istikrar görmek istemesinden kaynaklanıyor.

 

MHP bu seçimden kilit parti olarak çıktı. Erdoğan MHP’yle kol kola girmemiş olsaydı, en azından ilk turda seçimi göğüslemiş olamayacaktı. CHP’nin Başkan adayı Muharrem İnce ise partisinin 44 yıllık tarihinde bir ilki başardı, oyları %30’un üzerine çıkardı.  Yaşadığı tüm siyasi ve hukuki sıkıntılara karşın HDP parlamentoda 67 milletvekiliyle temsil edilmeyi başardı.

Son olarak siyasi İslam ve milliyetçilik yükseldi.  

 

Seçim sonuçlarının uluslararası arenada Türkiye’yi nasıl etkileyeceğine bakacak olursak; Batı’daki müttefiklerimizle aramız gergin, bu konuda görülebilir bir gelecekte müthiş adımlar beklemiyorum. Türkiye’nin Batı’yla açılan yaraları, NATO ve Avrupa Birliği’ne  ne şekilde yansıyacak, ilişkiler nasıl devam edecek. ABD ile Irak ve Suriye üzerinde işbirliği ne şekilde sürecek… S400’lerde gelişme ne gösterecek.

 

En büyük ticari ve siyasi partnerimiz olan AB’nin Türkiye’nin demokrasiden uzaklaştığına inanıyor. Brüksel ve üye ülke başkentleri bu seçimleri yeni bir devrin başlangıcı olarak tanımlıyor. Avrupa Konseyi son deklarasyonunda Türkiye’nin AB’den uzaklaştığını ifade ederek, gümrük birliği dahil her hangi bir yeni dosya açmak ya da kapamanın söz konusu olmayacağına dair görüş bildirdi. Ben vize dahil ilişkilerimizde bir gelişme beklemiyorum. AB ile ilişkiler bu düzeydeyken Körfez’den gelen sıcak paranın da, oradaki siyasi gerilim nedeniyle bekleneni vermeyeceği gözüküyor. Çin ve Rusya bu durumda Türkiye için ne kadar ve nasıl alternatif oluşturabilir?...

 

Yakın süreçte iki önemli toplantı geleceğe ilişkin sinyaller verecek, ilgiyle bekliyorum: AB liderleri ve  NATO zirvesi.

 

 

ATİLLA YEŞİLADA

Ekonomist, Finans Uzmanı, Yorumcu

 

Seçim sonuçları seçmenin ekonomi politikalarını protestosu olarak okunabilir. 

MHP desteği olmasaydı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk turda kazanamaz, Cumhur İttifakı da TBMM’de muhalefete düşerdi. Saray’ın bu mesajı aldığını sanmıyorum.  Saray’a yakın isimlerin demeçlerinden ekonomiyi aşırı ısıtan, enflasyon ve cari açıkları patlatan rotada ısrar edileceği görülüyor. Bu yolun sonunda resesyon ve gelecek sene de IMF’ye sığınmak var. 

Hazine’nin artan borçlanma gereksinimi ve enflasyon etkisiyle, yükselmesi kaçınılmaz kredi faizlerinin, konut, oto,  mobilya ve elektronik eşya talebini kısması, özel sektörde iflaslar zincirine yol açması bir numaralı kaygım.

Millet İttifakı başa gelmiş olsaydı da, istikrar ve reform politikası uygulayamazdı. 

Sosyal açıdan umutluyum. Hilesiz bir seçim yapıldı, İyi Parti gibi yeni bir merkez sağ aktör siyasete katıldı. Kürt kökenli vatandaşların temsil hakkı korundu. En önemlisi OHAL kalkıyor. 

Son olarak siyaset ve ekonomide popülizm dönemi bitmediği için gelecek için kesin tahminler yapmak çok zor.

Mart yerel seçimleri bu sonuçlardan sonra iyice kritik hale geldi. Her şey Mart yerel seçimleri sonrasında belli olacak. 

 

 

EMRE ALKİN

Ekonomist, Kemerburgaz Üniversitesi Rektör Yrd.

 

Seçimin ardından yapılması gerekenler

 

1. Kesinlikle OHAL acilen kalkmalı: Yabancı yatırımcılar kanun  yapıcı parlamento haricinde bir organın yasama işlevi görmesinden dolayı rahatsızlar. Ayrıca bakanlıkların da uluslararası anlaşmaları hiçe sayan tebliğ ve yönetmeliklerinden rahatsız olduklarını ifade ediyorlar. "Hukukun Üstünlüğü" oldukça önemli bir kriter. Terörle mücadele için icraatın esnek davranma ihtiyacını anlıyorlar ancak, KHK ile kalıcı işlere karar verilmesinin yanlış olduğunu ifade ediyorlar.

2. Ekonomi yönetimin bağımsızlığı tesis edilmeli: Para ve Sermaye, Mal ve Hizmet piyasalarını regüle eden kurumlar ve mevzuat haricinde siyasetin ekonomiye müdahalesi algıyı bozuyor. Söylemleri yumuşatmak ve kabul edilebilir standartlara çekmek gerekiyor.

3. Dış Politikada İstikrar: AB çıpasını tamamen terk edip, Rusya ve Çin'e yönelip İran ile yakınlaşmak, ABD ile sürtüşmek piyasalara zarar verdi. Tüm bu ülkeler ve bölgeler ilişkileri dengeli şekilde bir kere daha ele almak gerekiyor. Ancak bu şekilde yabancı sermayenin Türkiye'ye istikrarlı şekilde akmasını sağlayabiliriz.

4. Ekonomide yeni çıpalar gerekiyor: Mali disiplinden sapmadığımızı göstermek adına çok ciddi vergi topluyoruz. Vergi gelirlerinin milli gelire oranı OECD verilerine göre ABD'den yukarıda. Vergi tabana yayılmamış olduğu için, yanı tabandan daha fazla vergi toplayan bir yaklaşım var. Bunun mutlaka rasyonel bir şekilde ele alınması gerekiyor.

Elbette bu maddelere daha birçok madde eklenebilir. Ancak, ekonomik durumu düzlüğe çıkaracak olan, ekonomik paketlerden çok yukarıda bahsettiğim adımların atılması olmalı. Önümüzde yerel seçimler olduğu için bu konuda büyük bir beklenti içinde olmadığımı söylemeliyim.