Tel: (0212) 347 70 70 - indeks@indeksiletisim.com

Kapitalist Sistemin Son Ekonomik Krizi <-Geri

blog

Türk ekonomisi izlenme ratinglerini zorluyor. İniş çıkışları macera dolu bir serüven… Yalnızca Türkiye penceresinden baktığınızda farklı kriz görüntüsü ile dünyadan Türkiye’ye baktığınızda durum farklı görünüyor, üretilen çözümler aklımızın sınırlarını zorluyor, yorumlar ikna etmiyor. Kısa erimli döviz konuşmaları her ne kadar USD/Euro oynamasını bilmeyen ya da riske girenler için can yakıyor olsa da genel itibarıyla ekonomi can sıkıyor… Aslında buradan görüldüğü gibi ekonomi anlık değişmiyor. Biz finans piyasaları ile ekonomiyi birbirine karıştırdıkça içinden çıkılmaz bir hale getiriyoruz. Dr. Sabri Öncü, ABD ve Hindistan finans piyasalarında uzmanlaşmış bir matematikçi-iktisatçı. Öncü, İndeks Konuşmacı Ajansı konuşmacısı. Mini ekonomi söyleşilerimizin konularından biri de küresel ekonomi ve Türkiye.

 

Türkiye ekonomisi küresel piyasalardan mı, iç dinamiklerden mi daha fazla etkileniyor?

Asıl etki dışarıdan. Türkiye dünyanın 18. büyük ekonomisi. Ondan daha büyük olan diğer 17 ekonomiden bağımsız olamaz ve herkesin durumu kötü. Üstelik cari açığı astronomik ve sermaye hesabının kapısı ardına kadar açık orta büyüklükte bir ekonomi. Performansı sermaye akışlarına bağlı. İç dinamikler bu sermaye akışlarını olumsuz etkiliyor. Körfez’den para geldikçe iyi, ama Körfez’in de durumu çok iyi değil. Malum, en büyük gelirleri petrol. Petrol fiyatı yerlerde sürünüyor.

Krizi klişe verilerle açıklıyoruz; döviz-faiz-altın-istihdam-ihracat-ithalat gibi… Toplumsal, sosyal, entelektüel veriler, bilgiden sayılmıyor mu?

Her ekonomik kriz aynı zamanda toplumsaldır. Yaşanmakta olana “en büyük buhran” diyenler haklıysa, böyle dönemlerde neler olduğunu biliyoruz. Savaşlar çıkıyor, katliamlar oluyor, terörist eylemler, faşizm yükseliyor, devrimler, vesaire. Genç işsizliği her yerde aldı başını gitti. Asıl büyük sorun, 1970’lerden bu yana büyümekte olan gelir ve servet eşitsizliği. İş, biri yer biri bakara geldiğinde, hele yiyenler yediklerini açlara göstere göstere yiyiyorlarsa, genellikle sonunda kan çıkıyor. Çevre sorunları ve küresel ısınmaya dokunmadım bile.

Küresel krizin 2020’ye kadar devam edeceğini öngörüyorsunuz; Türkiye olarak mücadele yöntemlerimizi nasıl yorumluyorsunuz?

Mücadelede pek başarılı olduğumuzu düşünmüyorum. Öncelikle krizin nedenlerini doğru teşhis edemememizden dolayı. Yapısal reformlar yapılamadı, yeterince demokratik bir hukuk devleti değiliz, kötü yönetişim, yetersiz inovasyon, girişimci ruh eksikliği, marka olamamak gibi nedenler ileri sürülüyor. Dünya bu kadar yanlış anlaşılabilir. Dünya bitti neredeyse. Yaşanılan kriz yalnızca ekonomik ve toplumsal bir kriz değil, aynı zamanda ekolojik bir kriz. Temel sorun finansallaşmadır. Rant üzerinden gelir toplamakla eş anlamlıdır ve sürdürülemez. Rantı, geri çevirip finans sektörünü üretimin hizmetine sokmak amacıyla finans sektörünün inkılabı gerekir. Benim, önceliğim bu olurdu.

Gelecekle ilgili öngörüde bulunmanızı rica ediyorum. 

Ekonomik öngörüm: Yaşamakta olduğumuz ekonomik krizin kapitalist sistemin son krizi olduğunu düşünüyorum. Kapitalizm, bu krizden kapitalizm olarak çıkamayacak.

Toplumsal öngörüm: Yerine iki şey gelebilir. Biri, daha adil bir dünya. Artık devrim yoluyla mı olur evrim yoluyla mı bilemem ama insanların her yerde demokratik talepleriyle kurdukları ve ekonomik demokrasiyi de içeren adil ve demokratik bir dünya. Diğeri, barbarlık.

Yeni normal, anormal. Anormal dünyanın kodlarını nasıl çözeceğiz? 

Bu yeni normale eskiden aşırı birikim krizi diyorduk. Özellikle metropollerde üretim yoluyla ekonomik büyüme durdu. Üretim yoluyla sermaye biriktirilemez hale geldi. Finansın yükseliş nedeni de buydu. Üretim yoluyla sermaye biriktirmek zorlaştığında sermaye rant üzerinden birikime kaçar. Yani finansallaşma olur. Finansallaşma sürdürülemez hale gelince tekrar üretime dönülür ve bir çevrim daha olur. Yeni şeyler değil bunlar. Kapitalizmin tarihi boyunca böyle olmuştur. Kodlar çözülmüştü, unutuldu. Hatırlamak gerekiyor.

Türkiye’den sermaye yanı sıra vasıflı insan çıkışı var. Ekonomik zararımızın boyutlarını biliyor musunuz?

Para ile ölçülemez. İnsan sermayesi en önemli sermayedir. Vasıflı insan uzun dönemli yatırımdır. Üç beş yılda yetiştirelemez. Çok büyük kayıp.

Gençler için soruyorum: Nasıl bir eğitim kokteyli önerirsiniz? 

Fizik, kimya, matematik, ekonomi, tarih, felsefe, müzik, edebiyat, vesaire. Çok okurdum.

 

İndeks Konuşmacı Ajansı üyesi Dr. Sabri Öncü'nün biyografisine buradan ulaşabilirsiniz.