Simply enter your keyword and we will help you find what you need.

What are you looking for?

Search








Generic filters

  /  medyailiskileri-blog   /  Gıybet

Gıybet

Pazarlamadan pazarlama iletişimi sürecine geçişte en önemli adım, “brief”tir.

Marka sahipleriyle çokça şu tarz toplantılar yaparsınız:

 

Ajans: Süreçlerinizi gözden geçirdiğinizde sizce ne problemler var.

Müşteri: Aslında hiç bir problemimiz yok. Ürünlerimiz, piyasada yeterli talep görüyor. Mükemmel bir satış ve dağıtım ağımız var. Bir sorunumuz yok yani (Bu “yani” kelimesini de bir acayip söylerler, yahniyle yâni arası bir ünleme olur ve “ı” harfiyle biter).

Ajans: O halde çay mı bitti sizin şirkette?

Müşteri: Yooo neden sordunuz ki?

Ajans: Ne istiyorsunuz bizden anlayamadık da?

Müşteri: Bizim yeni bir projemiz var da onun lansmanıyla ilgili şeyetcektik.

Ajans: Bir şeyler içer misiniz?

Müşteri: Ben bir macchiato alabilirim.

.

.

sonuç alamayacağınız ve ne dertleri var anlamadığınız, 2 saate mâl olan bir toplantı yaşadınız ve direktörünüz sordu:

-Sonuç?

Cevabınız şöyle bir şey olabilir;

– Valla ne biliiim ne istediklerini pek anlayamadım ama, bi ürün mü varmış, yeni mi çıkacakmış neymiş.

-Yani hiç bir şey öğrenemediniz mi?

-Macchiato seviyor.

-Kim?

-Du bakiim adı neydi, hah kartı burada Badegül Hanım….

Yararsız ve sonuçsuz toplantılar silsilesiyle pazarlama iletişimi süreçlerinin en önemli adımı ziyan edilir. Bu sebeple müşteri brief’inden başlayan ve kampanya süreciyle hayata geçen adımların tamamını derli toplu bir ele almakta fayda var.

İletişim çözüm ortaklarınızın tamamında genellikle müşteri temsilcinizle muhatap olursunuz. Size özel biridir ve sizin işinizi sizin kadar bilmekle mükellef ajans çalışanıdır. Şirketinizi en iyi o bilir, zaman içerisinde en iyi arkadaşınız olur, en çok onunla görüşürsünüz. İşte bu müşteri temsilcileri tüm sürecin en önemli maestrosu olduğunu çoğunlukla bilmez. Şöyle zanneder bir çoğu; yaratıcı ekip müşteriyle muhatap olmak istemediği için ben varım. Müşterinin bana anlattıklarından fazlalıkları eleyip lazım olan bilgileri aynen diğer departmanlara aktarmakla mükellefim dolayısıyla içeriğe müdahale etmeden bilgiyi aynen aktardım mı işim biter. Yani faksın organizma hali. Kayıt cihazının yürüyeni gibi bir şey.

Aslında durum pek de sanıldığı gibi değildir. Evet eksiksiz ve doğru şekilde aktarım mutlaka önemlidir fakat gereksiz ya da fazla bilgi, tüm süreci yaralar. Marka temsilcisi ile yapılan görüşme ajans temsilcisinin yönlendirmesiyle geçmelidir. Doğru soruları soran, gerekli cevapları alan yetkinlikte bir temsilci, süreci en doğru şekilde yönlendirebilir. Ajans temsilcisinin gereksiz bir ajans içi aktarımı ya da yanlış yönlendirmesi tüm süreci alt üst eder. Unutmayın ki sunum sürecinde bu yanlış aktarımlar sonucu yapılan çalışma çöp olur ve marka temsilcisi tüm sonuçlardan sıyrılıverir, aslında size doğru düzgün bir bilgi vermemiş olmasına rağmen ben böyle bir çalışma istememiştim ki deyip topu taca atar.

Bunca yıllık deneyim bana şunları öğretti:

  1. Ekseri marka temsilcileri eksik ya da yarasız bilgi verme eğilimindedir, çoğunluğu yetersizdir.
  2. Marka temsilcileri, yalan söylemeye ya da gerçekleri saklamaya meyillidir.
  3. Asla yeterli pazar bilgisi ile karşınıza gelmezler. Genelde hazırlıksızdır ve çalıştığı sektörle ilgili çok az şey bilmektedir. Bildikleri de kulaktan dolmadır.
  4. Marka temsilcileri, işi üstlerinden bir an önce ajansa atma eğilimindedir.
  5. Ajans temsilcileri ise gereksiz ve yararsız bilgi taşıyan kafası şişmiş bir grup insandan oluşmaktadır.
  6. Müşterilerle saatlerce gereksiz toplantılar yaparlar, ne sormaları gerektiğini çoğunlukla bilmezler.
  7. Hizmet verecekleri markaların pazar durumlarını ve gerçeklerini önemsemezler.
  8. Reklamını yapacakları ürünü denemeyi akıllarına getirmeyen temsilciler vardır.
  9. Bir an önce gereksiz bilgilerle dolu brief’lerini postalayıp işi üzerlerinden atma eğilimindedirler.

Haydi bakalım çık işin içinden çıkabilirsen. Peki bu durumda nasıl doğru olanı yapacağız? Basit bir öneri “GIYBET” yapın. İşin her sürecinde gıybet yapmak doğruyu bulmanıza yardımcı olur.

Ajans çalışanı, marka çalışanını çözüp gıybet noktasına getirirse, o andan itibaren en doğru bilgileri almaya başlar. Bir bakmışsınız patronları çekiştiriyorsunuz, bu süreç size karar vericinin beğenileriyle ilgili ipuçları verir. Unutmayın karar verici ile uzlaşmayan bir referans noktası dünyanın en iyi işi bile olsa onaylanmaz. Bir bakmışsınız rekabeti çekiştiriyorsunuz. Akıllı ajans temsilcileri buradan müthiş bilgiler çıkarır. Tüm bu süreci doğru yönetmeyi başarırsanız, aldığınız briefin sağlamasını yapma şansınız olur. Bir samimiyet doğar ve ek bilgi almak istediğinizde marka temsilcileri bunu gönüllü bir şekilde yapmaya başlar. Bir kahve içme, iki lafın belini kırma sürecine girersiniz veeee, sunum zaferinin %50’sini bu süreçte garantilersiniz.

Unutmayın tüm müşteriler yalan söyler ya da bilgi gizler. Bunu aklınızdan çıkarmayın ve söylenen hiçbir şeye inanmayın, mutlaka araştırın ve tarafsız kaynaklardan doğru verileri elde edin. Bir bisküvi reklamı hazırlarken en doğru bilgi bakkalınız kadar yakınınızdadır.