Simply enter your keyword and we will help you find what you need.

What are you looking for?

Search








Generic filters

  /  Abdullah Akyüz

Abdullah Akyüz

Abdullah Akyüz

Danışman, Eğitimci

Abdullah Akyüz, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (Borsa İstanbul)’daki üst düzey görevlerini takiben TÜSİAD’ın ilk ABD temsilcisi olarak uzun yıllar boyunca bu ülkede çalıştı. Kurumlardaki tecrübesine ilaveten uluslararası finans piyasalarını da yakından gözlemleme şansına sahip oldu. Bunun yanında hizmet verdiği danışmanlık firmaları, yönetim kurulu üyeliği yaptığı finansal kuruluşlar ve akademisyen olarak ders verdiği üniversiteye ek olarak yurt dışında ve Türkiye’de her biri kendi alanında öncü kuruluşlarda elde ettiği bilgi birikimini ve deneyimi çok başarılı bir şekilde harmanlayan Akyüz, farklı konularda sıra dışı bir perspektif sunuyor.

Galatasaray Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni takiben University of California’dan Ekonomi dalında Yüksek Lisans derecesi alan Abdullah Akyüz, meslek hayatının ilerleyen yıllarında Wharton School’da yöneticilik eğitimine de katıldı.

TÜSİAD’ın ABD’deki ilk temsilcisi (1999-2011) olarak Washington, DC’de çalışan Akyüz,  Sermaye Piyasası Kurulu’nda Araştırmacı ve İMKB’de Müdür ve Başkan Yardımcısı (1983-1998) olarak görev yaptı.

2013’den beri Washington DC merkezli Transnational Strategy Group’da Türkiye, Orta-Asya ve Kafkaslar’dan Sorumlu Kıdemli Danışman olarak çalışan Akyüz, 2011’den beri de ABD’de George Washington Üniversitesi MBA programlarında yarı-zamanlı ders veriyor. Akyüz, ayrıca İstanbul’da finans sektöründe faaliyet gösteren iki şirkette bağımsız Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapıyor.

Akyüz, Momentum Danışmanlık Yönetici Ortağı, Yönetim Kurulu Üyesi. Çalışmalarını bütünleştirdiği paralel aktivitelerinden söz etmek gerekirse; gündemi yakaladığı köşe yazıları ile farklı dergilerde ekonomi, finansal piyasalar, sermaye piyasaları, dış politika, Türk-Amerikan ilişkileri, Amerikan ekonomisi ve küresel konuları hedef alan makaleleri bulunmaktadır.  Akyüz, uzmanlığını konferans, panel ve eğitim programları ve TV programları aracılığıyla paylaşmaktadır  Akyüz’ün yayımlanmış bir kitabı, iki raporu ve 40’tan fazla Türkçe ve İngilizce makalesi bulunuyor.

EKONOMİ ve FİNANS

  • Finansal sistem ve ekonomideki yeri ve önemi
  • İşletmeler için finansman seçenekleri
  • Türkiye’de ve Dünyada Sermaye Piyasası ve Borsa
  • Borsa nedir, nasıl çalışır ve Borsada yatırım nasıl yapılır?
  • Sermaye piyasası ve bankacılık sisteminin birbirinden farkı nedir?
  • Türkiye’nin bitmeyen tasarruf açığı ve bunu gidermek için atılan önemli adımlar
  • Şirketlerin toplumsal sorumlulukları
  • Şirketlerin sürdürülebilirlik konusundaki görev ve sorumlulukları
  • İş dünyası ve dış politika
  • Para ve mutluluk

AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ ve TÜRKİYE

  • Türk-Amerikan ilişkileri (Tarihçe, güncel durum, beklentiler)
  • Türkiye’nin Batı ile ilişkilerinin bugünü ve yarını
  • Amerikan ekonomisi ve ekonomik kurumları
  • Amerikan siyasi sistemi ve kurumları nasıl çalışıyor?
  • ABD’nde lobicilik
  • ABD’nde sivil toplum kuruluşları (NGO) ve düşünce kuruluşları (Think-tanks)
  • ABD’nde eğitim sistemi
  • ABD’nin küresel sistem içindeki yeri ve önemi

KÜRESELLEŞME ve KÜRESEL EKONOMİ

  • Küreselleşme nedir, nasıl gelişti ve ne yöne gidiyor?
  • Küreselleşmenin fayda ve zararları nedir?
  • Gelişmekte olan ülkelerin yükselişi ve Türkiye
  • Türkiye’nin küreselleşme içindeki yeri ve önemi
  • Küreselleşme iş dünyasını ve iş dünyası örgütlerini nasıl etkiliyor?

Kirlenmek güzel mi, değil mi?


Abdullah Akyüz, TÜSİAD’ın uzun yıllar Washington temsilciliğini yaptı. Bugün zamanını yoğun olarak danışmanlık ve aktif akademik çalışmalarla geçiriyor. Bir ayağı ABD’de, George Washington Üniversitesi’nde öğretim görevlisi. Yarı zamanlı yaşayanlardan.

Her iki ülkenin de değişim sürecinde olduğu, liderleriyle kendilerinden söz ettirdikleri malum. Diğer yandan dünyanın kodlarıyla oynanmakta olduğunu da biliyor ve yaşıyoruz. Problem, tam olarak her konuyu tek bir resimde anlamlandıramıyoruz. Ekonomiyi elimizde tuttuğumuzu sanırken, siyaset kaçıyor, ikisi de tam oldu diyecekken sosyal kodlar dağılıyor.

Ben, resmi daha farklı görebilecek olan birini yakaladığımda kaçırmıyorum doğrusu. Bu dönemi ezberle ya da serbest atış fütürizmle açıklamak da mümkün değil. Abdullah Akyüz’ü kısa bir sohbete davet ettim. Konumuz, başlığın çağrıştırdığı gibi bir temizlik ürünü reklam spotu değil. Geleceği nasıl yorumlayacağız soruma mealen “geçmiş bilgilerle gelecek öngörülmez” diyor. Yoruma katılır mısınız bilmem, bana bu ve tek kullanımlık yaşam döneminde olduğumuza dair söylemi de ilginç geldi. Sohbetin detaylarını sizlerle paylaşmak istedim ki, dijital versiyonuna youtube kanalımdan ulaşmanız da mümkün.

Türkiye’nin yeni dönem ekonomi kodlarını nasıl yorumlamalıyız?

Abdullah Akyüz: Dünya gerçekten büyük bir değişim içerisinde Türkiye de değişimin tabii ki hem etkileyeni hem etkileneni. Hep eleştiririz. Türkiye’nin teknolojide geride kaldığını düşünürüz. Eğitim yanıyla geride kaldığımızı, niteliğe değil de niceliğe önem verdiğimizi düşünürüz. İş adamımızı eleştiririz Ar-Ge harcaması yapmaz deriz, dünya çapında şirketlerimiz yok deriz.

Büyük resme teknoloji ağırlıklı olarak baktığımızda Türkiye oyuna geriden katılan bir ülke görüntüsü veriyor. Bu yanıyla parlak bir durumda değiliz. Başka bir açıdan bakacak olursanız, Türkiye Soğuk Savaş döneminin sonuna kadar büyük ölçüde kapalı kalmış, adeta bir sosyalist ekonomi görünümünde, devletin ağırlıklı olduğu bir ülkeydi. Soğuk Savaş’ın bitmesi ve Sovyet Bloğu’nun dağılmasından yaklaşık 10 yıl önce o zinciri kırarak küreselleşmeye adım attı. Maalesef bu avantajı 90’lı yılları kaybederek boşa harcadı. Ama olumlu yanıyla söylemek istediğim, bölgesinde önemli bir oyuncu olmaya yönelik adımlar atan eksiklikleri de olabilir ama fazlalıkları da olan, Afrika’da, Orta Asya’da ve Orta Doğu’da kimi zaman atılımı olan, dünyaya değiştirici bir aktör olarak da etki edebilecek ülke. Kendimizi eleştiriyoruz ama Türkiye umut veren bir ülke.

Türkiye – Washington  ilişkilerini nasıl yorumlarsınız? 

Abdullah Akyüz: Trump’ın seçilmesi Cumhuriyetçi Parti içinde de büyük bir devrim oldu. Amerika her gün bir sürprizle uyanıyor, başka sürprizle yatıyor. Bu durum kendiliğinden olmadı. Amerikan halkı seçti Trump’ı. Konu küreselleşme ki, hepimizin adeta kutsallaştırdığı çok olumlu, destek verilmesi gereken bir trend. Maalesef küreselleşmeden özellikle ekonomik anlamda yararlanan kesimler her ülkede çok kısıtlı olduğu gibi aşağı yukarı her ülkede gelir dağılımında inanılmaz bozulma yarattı. Trump’ın seçilmesi Amerika özelinde küreselleşmeden nasibini almamış kesimlerin dışa vurumu. Kendi dinamikleri olsa da Türkiye’yi de katabilirim bu trende, şu anki gidişatta bunun etkileri çok açık bir biçimde var.

Siyah ve beyaz kalıplarda hatta takım tutar gibi yaklaşmayın, yaşananlar genel adaletsizliğin neticesi mi diyorsunuz…

Abdullah Akyüz: Bu dönem siyasetteki siyah beyazların azaldığı, gri alanların genişlediği ve sorunların ciddi anlamda şekil değiştirdiği bir dönem ve eski siyaset sınıfı da bunlara cevap getirmekte zorlanıyor. Bu nedenle yeni isimler çıkıyor. Örneğin Fransa’da Macron böyle bir trendin ürünü, gencecik bir adam tek özelliği hiçbir tarafa bağlı olmaması, siyasetçi değil. Denenmemiş olanı temsil ediyor. Bu insanların hiçbiri test edilmiş değil. Sorunların altından kalkma kapasiteleri de pek yok. Popüler olmalarının nedeni, değişimden rahatsız olan insanların endişelerini dile getirip adım atmaları. Fakat hiçbiri temelde sorunlara çözüm getirecek reçeteye sahip değil.

Ara dönemde olduğumuzu anlıyorum. Bundan sonra çıkacak olan sistem ki, bu bir sistem mi olacak, o sistem bir ideoloji mi olacak ne öngörüyorsunuz?

Abdullah Akyüz: Öngörmekte zorlanıyorum açıkçası, o kadar kompleks bir yapı ki, bir ülkenin kendi sınırları içerisinde kapalı devre bir dinamiğin belirlemesi mümkün değil artık. Tamamen küresel dinamikler belirleyecek, bir yandan teknoloji bir yandan gençler var. Bambaşka bir ortama doğmuş olan bizlerin bildiği, yaşadığı hiçbir şeyi yaşamamış bu insanlar…  Dünya kolektif düşünen kolektivist yaklaşan insanlardan daha bireyci düşünen insanlara doğru evriliyor, gençlerin çoğunda bu özelliği görüyoruz. Bence olumsuz bir özellik değil. Kimse “bireysel” olmadan başka bir şey olamaz.

Yalnızca birey olarak da olmuyor. Küreselleşmenin eksikliği bu muydu sizce?

Abdullah Akyüz: Kesinlikle eksiği bu. Şu anki boşluk veya ortadaki vakum bir şekilde doldurulacak buna şüphe yok, ama ne yönde, nasıl doldurulacak, anlamak tabii çok zor. Teknolojinin yoğun bir şekilde içinde olacağı bir çözüm olacak.

Kurumlar nasıl pozisyon almalı, bireyler özellikle de gençler kendilerini nasıl konumlandırmalı?

Abdullah Akyüz: En temelde cevabım; değişme kapasitemizi artırmamız olmalı.

Somut örneklerle gidebilir miyiz?

Abdullah Akyüz: İşletme açısından baktığınızda üreten ya da  hizmet veren bir yapı kuruyorsunuz, dükkân ya da  fabrika açıyorsunuz, insanları işe alıyorsunuz. Bunlar  3 – 5 – 10 sene önceki bilgilere, piyasa koşullarına bağlı olarak atılmış adımlar oluyor, yani geçmişin bilgisi üzerine inşa ediyorsunuz. Tabii geleceği düşünerek iş potansiyeline bakarak  başlıyorsunuz üretime-hizmete. O kadar değişken bir dünyada yaşıyoruz ki, değişim günlük ve anlık. Kültürel olarak bu algılamaya sahip olup günlük değişimleri hissedecek mekanizmaları kurmak ise büyük ölçüde eğitimli insanları etrafımızda tutarak mümkün.

Günlük değişimden piyasa dinamiklerini mi kast ediyorsunuz?

Abdullah Akyüz: Tüketilebilir / tek kullanımlık (disposible) bir yaşam stili içerisindeyiz. İşletme ve bireyler her gün-her an ortaya çıkan değişime ve farklı yaklaşımlara adapte olma yeterliliğine sahip olmalılar. Bir işten emekli olmak çoktan geçti, çalışanlar 5 – 6 sene limit koyuyor, hatta o kadar  bile  değil…  Öyle bir dönemdeyiz ki, bildiğimiz meslek tanımları anlamını yitiriyor. Benim mesleğim mesela iktisatçı, finansçı sonra dış politika boyutu, hafif siyaset boyutu girdi. Bugün geldiğim noktayı 1983’te üniversiteden mezun olup  SPK’da bir uzman olarak işe başladığımda düşünemezdim. Mezun olduğunuz bölümün hiçbir anlamı yok.

Ne akademi, ne iş dünyası, ne kamu, küreselleşmeyi tam okuyamadı. Acaba değişip evrilirken geçmişin kodlarını kullanmamak mı gerekiyor?

Abdullah Akyüz: Geçmişi öğrenmenin negatif yanları da var. Kirlenmek veya kodlanmak. Başka bir şekilde kodlanmış olmak, bugünkü kodlanmayı olumsuz etkileyebiliyor.